TR EN

Osman TAŞKALDIRAN / 2019-09-29

Yemek tarihi konusunda yapılan araştırmaları incelediğimiz zaman, künefenin tarihteki ilk yerinin oldukça eskilere dayandığını görüyoruz. Eski kaynaklara göz attığımız zaman ilk defa 10.yüzyıl eserlerinde karşımıza çıkan künefe, günümüzde Filistin topraklarında yer alan Nablus şehrine ait olan bir tatlıdır.

Dönemin eserlerinde künefenin; bugünkü kadayıfa benzeyen bir tür hamurun içine çiğ sütten kestirilerek yapılan tuzsuz bir peynir konularak kızartıldığı bilinmektedir. Bu peynir de yine Nablus şehrinde yetiştirilen koyunların sütünden elde edilir ve kıvamı oldukça yoğundur. Kaynaklarda bu peynirden Nablusi peyniri olarak bahsedilir.

Günümüzde de Nablus şehrinde künefe ustalığı yapan köklü ailelerden gelen ustalar bulunmaktadır. Hatta Guiness Rekorlar Kitabı’na giren dünyanın en büyük Künefesi de bu şehirde yapılmıştır. Künefenin tarihini incelediğimizde Ortadoğu topraklarında çok hızlı bir şekilde yayıldığını görüyoruz. Osmanlı döneminde Arap toplumları ile sürekli etkileşim içinde bulunmamızdan dolayı Araplar tarafından çok sık tüketilen bu tatlı kısa bir süre Anadolu topraklarında da adından söz ettirmeye başlamıştır.

Arapça beyitlerde Kanefeh yada Kunefah olarak geçen bu tatlının günümüzde Hatay, Mersin ve Gaziantep gibi illerimizle adının birlikte anılması bu kentlerde yaşayan Arap kökenli insan sayısının fazla olması ile açıklanabilir. Anadolu halkının hamur işine, şekere ve peynire düşkün oluşu da bu tatlının benimsenmesine neden olan etkenlerden biridir.